• DOLAR
  • EURO
  • ALTIN
  • BIST
Nejmettin YILDIRIM
Nejmettin  YILDIRIM
aninda@atasehirdenhaber.com
Görev Adamı Değil, Gönül Adamı Olmak Lazım.
  • 0
  • 17
  • 06 Eylül 2026 Pazar
  • 1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (No Ratings Yet)
    Loading...
  • +
  • -

Sevgili dostlar… Aşağıdaki resme lütfen iyi bakın. Bu resim bana göre siyasetin en güzel hâlini, samimiyeti, insanla kurulan gönül bağını ve makamdan önce insan olmayı anlatıyor. Bazen bir fotoğraf, uzun uzun anlatılacak sözlerden çok daha fazlasını anlatır. Ben bu resme baktığımda siyasetin aslında ne olması gerektiğini görüyorum. “Makam değil, gönül kazanmak lazım.” diyorum ama bazen […]

Sevgili dostlar…

Aşağıdaki resme lütfen iyi bakın.

Bu resim bana göre siyasetin en güzel hâlini, samimiyeti, insanla kurulan gönül bağını ve makamdan önce insan olmayı anlatıyor.

Bazen bir fotoğraf, uzun uzun anlatılacak sözlerden çok daha fazlasını anlatır.

Ben bu resme baktığımda siyasetin aslında ne olması gerektiğini görüyorum.

“Makam değil, gönül kazanmak lazım.” diyorum ama bazen kendi kendime konuşuyorum.

Maalesef millet olarak ahlaki bir yozlaşmaya maruz kaldık. “Ne zaman oldu bu?” demeyelim; ben kendimi bildim bileli hep böyleydi.

Sadece bugün daha görünür olması, anlık bilgiye ve haberlere çok daha hızlı ulaşabilmemizden kaynaklanıyor.

Artık daha önce belki de farkında olmadığımız birçok şeyi aynı anda görebiliyor ve daha fazla haberdar olabiliyoruz.

Üç günlük dünyada fırıldak olmaya gerek yok!
Gideceğimiz yer belli…

Makamlar, mevkiler, hesaplar, çıkarlar hepsi gelip geçici.
Önemli olan bu dünyada nasıl yaşadığımız ve arkamızda nasıl bir iz bıraktığımız.

Gönül kırmadan, insan harcamadan, adam gibi yaşamak lazım değil mi ? 

Hayatın içinde, geçim derdine düşmüş bir insan olarak en az 30 yıldır siyaseti ve siyasetçileri yakından izliyorum.

Çok isim gördük, çok  siyasetçi dinledik, çok seçim yaşadık. Kiminin yükselişine, kiminin zaman içinde kaybolup gidişine şahit olduk.

Bütün bunların bana öğrettiği bir şey var:

Siyasette makam kazanmak başka, insan için gönül kazanmak başka olduğunu göstermedi mi ?

Çünkü siyaset yalnızca seçim zamanı insanın kapısını çalmak, elini sıkmak, birkaç güzel söz söylemek değildir.

Asıl mesele seçim bittikten sonra da insanları hatırlayabilmektir.

Bir insanın cenazesinde yanında olmak, hastalandığında aramak, sevincinde sevincini paylaşmak, yıllar sonra karşılaştığınızda hâlini hatırını sormaktır olmalı siyaset.

Bir telefon, Bir selam, hiçbir karşılık beklemeden uzatılan bir el olmalıyken siyaset ……..

Ben buna görev adamı olmakla gönül adamı olmak arasındaki fark diyorum.

Görev adamı, kendisine verilen işi yaparken, siyasette haddinden fazla var.
Ama yaptığı işin sorgulanması da ayrı bir mesele; sorgulanır mı, sorgulanmaz mı, o da meçhul…

Gönül adamı ise kendisine görev verilmediğinde de insanlarla bağını koparmaz. Yaptığını, inancı gereği Allah için yapar.

Siyasette asıl fark budur.

Bir başka mesele ise gençler…

Yıllardır gençlerin siyasette daha fazla yer alması gerektiğini söylüyorum.

Ama çoğu zaman gençlerin önünü açmak yerine onların önüne duvar örülüyor.

Oysa tecrübeli siyasetçiler, gençlerin önünü kesmek için değil, onlara yol göstermek için var olmalı.

Tabii siyaseti kendi menfaati için yapmıyorsa…

Gençler bizim rakibimiz değil, geleceğimiz olduğu bilince olmalıyız.

Ataşehir’e baktığımda da bu konunun üzerinde özellikle durmak gerektiğini düşünüyorum.

AK Parti siyasetçilerinde de maalesef kötü bir zaaf var.

Ataşehir’de yıllardır AK Parti neden kaybediyor?
Çoğunluğu olmayan bir siyasi anlayış karşısında neden bir türlü başarı sağlayamıyor?

Bunun üzerine gerçekten kafa yormak lazım.

Neden?

İnsan ister istemez şunu düşünüyor:
Yıllardır gerçekten kazanmak için mi mücadele ettiler.

yoksa sanki bilinçli olarak kaybedilmesi için mi  hareket ettiler.

Ben söyleyeyim: Evet, yıllardır bilinçli olarak kaybedildiğini düşünüyorum.

Makamlar uğruna; Ataşehir’i tanımayan, bilmeyen, Ataşehir’in içinde olmayan, derdini yaşamamış, bu ilçenin çamurunu görmemiş insanlar getirildi.

Birileri, Ataşehir’den olmayanları Ataşehir’e önderlik etsin diye gönderdi.

Oysa siyaset sadece bir görevi yerine getirmek değildir.
Siyaset, insanı tanımaktır.  Sokağını bilmektir. Esnafının, vatandaşının derdini bilmektir.

O ilçeyle gönül bağı kurmaktır.

Neyse… Bu konu çok derin.

Dağıtmadan tekrar raya gireyim.

Aynı hatalar, aynı anlayış ve aynı yöntemlerle devam edip farklı bir sonuç beklemek mümkün değil.

Belki de artık herkesin kendisine şu soruyu sorması gerekiyor:

“Biz gerçekten Ataşehir’i kazanmak istiyor muyuz?”

Çünkü mesele makamı korumak değil, gönül kazanmak.

Bu ilçenin sokaklarında büyümüş, insanlarını tanıyan, geçmişini bilen insanların siyasette daha fazla sorumluluk alması gerektiğine inanıyorum.

AK Parti Ataşehir İlçe Başkanı Burak Çiftci için daha önce şunu söylemiştim:

“Ataşehir’de ilk kez bir ilçe başkanı gördük.” demiştim.

Neden mi?

Başta Samimiyeti.

Sonra bizim ilçenin evladı , bizden biri olması ..

Halkla buluşması, vatandaşla iç içe olması, vefa geceleri ve yıllardır küskün, kırgın ve uzak duran insanları yeniden bir araya getirmesi…

Bunları yapmak kolay değil.

Özellikle yıllardır birbirinden uzaklaşmış insanları yeniden aynı masa etrafında buluşturmak, gönül almak ve yeniden bağ kurmak ciddi emek ister, ciddi samimi ekip ister.

Burak Çiftci’nin yaptığı en önemli şeylerden biri de buydu: İnsanları yeniden bir araya getirmek.

Siyasette asıl mesele de zaten burada başlıyor.

Makam sahibi olmak değil, gönül sahibi olmak…

Bu noktada Serdar Orhan’ın ismini anmadan geçmeyeceğim 

Bugün de Ataşehir Belediye Meclisi’nde önemli bir sorumluluk taşıyor.

Kendisini uzun zamandır tanıyorum, siyasi yolculuğunu da yakından takip ediyorum.

Ataşehir’de yetişmiş, genç yaşta siyasete adım atmış bir isim.

Çocukluğundan bugüne kadar siyasetin içinde kendisini yetiştirmiş, tecrübe kazanmış ve hâlâ kendisini geliştirmeye devam eden bir isim.

Elbette hiç kimse kusursuz değil. 

Benim dikkat çekmek istediğim başka bir şey var:

İnsan kendi yetiştiği yere, kendi insanına yabancılaşmamalı.

Sedar Orhan için de böyle düşünüyorum.

Ataşehir’in siyaseti, Ataşehir’i bilen, bu ilçenin insanıyla aynı havayı soluyan insanlarla güçlenmeli.

Çünkü seçim zamanı dışarıdan getirilen isimlerle, sonradan kurulan ilişkilerle bir yere kadar yol alınabilir.

Ama taşıma suyla değirmen dönmez.

Siyaset, insanın yaşadığı yere dokunmasıyla anlam kazanır.

Ben 30 yıldır siyaseti ve siyasetçileri izliyorum. Bu süre bana şunu gösterdi:

Makamlar gelip geçiyor.

Seçimler bitiyor.

Görevler değişiyor.

İnsanların elinden yetkiler alınıyor, yeni insanlara veriliyor.

Ama insanın bıraktığı iz kalıyor.

Ve bana göre o izin en değerlisi, arkanızdan bir insanın içtenlikle:

“Allah razı olsun.”diyebilmesidir.

Meselemiz insanların sizi hatırlaması değildir.

Bize Cumhurbaşkanın da sık sık hatırlattığı  bizim de bildiğimiz çok önemli bir söz var:

“Asıl olan , baki olan bu kubbede hoş bir sada bırakmaktır. Bu da yapılan hizmetlerle, bırakılan eserlerle mümkündür.”

Ben buna bir şey daha eklemek istiyorum:

Asıl mesele, sizden sonra güzel bir dua alabilmektir.

Makamlar geçici, görevler geçici, insanlar gelip geçici…

Tabii, kalpleri mühürlü olanlara anlatsak ne fayda…

Biz yine de doğru bildiğimizi söylemeye, gönül kazanmaya ve güzel işler yapma nasihati yapmak düşer.

Siyaseti, eskiden olduğu gibi yeniden insan merkezli hâle getirmeliyiz.

Gençlerin bana hatırlattığı bu fotoğraf da

Gençlere fırsat verelim.
Gençleri bir tehdit olarak değil, bir katkı ve güç olarak görelim.

Artık tecrübeli siyasetçiler de zamanı geldiğinde bayrağı gençlere devretmeyi bilmeli.

Gençlerin önünü açmalı, onlara yol göstermeli ve onların siyaset yapmasına fırsat vermeli.

Çünkü Türkiye’nin geleceği gençlerdir.
Gençlerin önünü açtıkça, Türkiye de gençleşecek, güçlenecek ve yenilenecektir.

Bence mesele tam olarak budur.

Gazeteci Abi

 

 

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • YENİ
  • YORUM